18 Ağustos 2007 Cumartesi

Büyükada



Hafta içi izin kullanmak gerçekten çok farklı oluyormuş.
Geçtiğimiz Salı bir günlüğüne izin aldım ve hem mevsim, hem de yakınlık için en uygun yer olacağını düşündüğümüz Büyükada'ya gittik.

Adalar vapuruna tam zamanında yetiştik Bostancı İskelesinde. Mis gibi deniz havasını içimize çekerek Batu'yla gemileri seyrettik. Ada'da vapurdan iner inmez ilk işimiz Bahar Pastanesine gitmek oldu. Doğrusu çok iyi bir seçimde değilmiş, Arnavutköy'deki ile hiç bir şekilde kıyaslanamaz. Kahvaltımızı orada yaptıktan sonra bisikletlerimizi kiralayıp Ada turuna başladık. En kral yeri Batu'ya ayırdık. Benim bisikletin arkasında özel emniyet kemerli bir koltukta oturdu.

Kan ter içinde Lunapark'ın oraya kadar gidebildik, tabi yolda verdiğimiz molaları, nefessiz kalışlarımızı pek saymıyorum. Lunapark'ın yanındaki çocuk parkında Batu'nun biraz eğlenmesi sonrasında deniz manzaralı güzel bir yerde oturmak için Büyük tur yolundaki bir otel'in bahçesini seçtik.

Hafta içi çok sessiz olan ortamda hamaklar, deniz manzarası, sessizlik ile birlikte güzel bir dinlendik. Hatta Batu annesinin kucağında hamakta uyudu bile. Uzun süre bu huzurlu ortamı içimize işledikten sonra çok istemeden de olsa ayrıldık Club Mavi'den.

Dönüş yolumuzda Bisikletçi Selami'den aldığımız tüyo ile pedal çevirmeden taa iskele'ye kadar geldik. Ama dönmeden bir de Büyükada dondurması yemeden gelemezdik. Prinkipo'dan yedik dondurmamızı, isim merakımızı çekti, meğer Yunanca Büyük anlamına geliyormuş, adanın eski ismi yani.

Dönüş vapurunda Batu uyur diye düşünüyorduk ama tabi pedal çeviren o değil biz olduğumuzdan bizim pillerimiz tükenmişti, o ise koltukların arasında koşup durdu, ve hatta vapurdan inmek bile istemedi.

7 Ağustos 2007 Salı

Muhasebe

İşte bu da benim doğumgünüm;
Batu'nun babası da 35 yaşını doldurdu.

3 Ağustos 1972'de doğdu,


10 Haziran 1983'te İlkokulu bitirdi


8 Ağustos 1990'da Lise'yi bitirdi,


27 Temmuz 1994'te Mühendis oldu,


3 Aralık 1994'te İlk işine girdi,


31 Temmuz 1997'de Askerliği bitirdi,


01 Haziran 1998'de İlk arabasını aldı,


16 Temmuz 1999'da Evlendi,


4 Haziran 2005'de Baba oldu ..


Çok şey istiyorum ama inşallah bu listeye dede oldu yazmakta kısmet olur.

Makinistler

Geçtiğimiz hafta cumartesi minik Mete ile buluştuk. Tabi Mete yalnız gelmemiş, Sema ve Ömür'ü de tutmuş getirmiş :)
O günümüz Hidiv Kasrı'nda başladı. Öce Hidiv Kasrı'nın parkında bulunan kaydırak, salıncak ve tahtıravalli'yi ezberleyene dek kaldık. Hatta hem Batu hem de Mete benim palamut'lardan yaptığım düdüklere şaşırdılar, sonra tabi Batu'da bu çıkan sese son vermek için imha görevine girişti. Oyun parkı ardından biraz da bahçe'de gezindik. Öğle saatlerine denk gelmesi nedeni ile yürüyüşü kısa tutup önce evlere ayrıldık.
Öğle uykuları sonrasında da Carrefour Ümraniye'de kaldığımız yerden devam ettik. Tabi kaldığımız yer en başından belliydi; Tren. Bu sefer Batu yanına bir makinist daha bulmuştu. Hatta bu makinist daha 15 aylıkken jeton atma işini çözmüştü bile.

Keşişler Dağı


Galiba gene ipin ucunu kaçırdım. İşlerdeki yoğunluk yüzünden evde dinlenmek dışında zaman ayıramayınca yazıları ve anıları da geciktirdim.
28-29 Temmuz'da Bülent'lerle beraber Uludağ Ağaoğlu MyResort'taydık.
27 Temmuz gecesi otobüsle yola çıktık; Biz, Bülent, Levend ve Şenol Teyze (Batu için Yinol teyze).
Cumartesi günü Batu ve bayanları bırakarak gittiğimiz trekking dışında çok dinlendirici ve temiz hava depoladığımız bir tur oldu. Trekking ise tahminimizden daha yorucuydu ama en son tepeden Bursa manzarası, ardından yeni teleferiklerle de zirve yürüyüşün hakkını verdi.
Cumartesi günü kahvaltı sonrasında hiç kar olmayan, buz yüzünden yürümekte bile zorluk çektiğimiz anayolda yürüdük, sonrasında da Kervansaray önündeki telesiyejlere yürüdük. Bir süre yukarı doğru tırmamanın ardından kendimizi tavşan kanı bir çayla ödüllendirdik.
Pazar sabah ise kahvaltı sonrası gezinmek yerine brunch'ın yapıldığı açık alanda dinlendik. Hem hava, hem doğa, hem de yemeklerin lezzeti bizi kendimize getirdi.
Uzun sözün kısası, Uludağ, yazın bir başka güzel oluyor.